23 Şubat 2017 Perşembe

Arrival / Geliş (2016)




Eğer ki bilim-kurgu türünün müptelasıysanız bu film sizlere muhteşem gelecek.


Amy Adams ve Jeremy Renner'ın başrollerinde olduğu film, Ted Chiang'ın sekiz öyküden oluşan kitabı Story of Your Life'dan uyarlanmış.

IMDB: 8,1
Rotten Tomatoes: %94

Öncelikle filmin konusundan bahsetmek isterim.



Dünya'nın birbirinden farklı 12 bölgesine nedeni anlaşılmaksızın uzay filoları inmiştir ve tüm dünyada genel bir paniğe yol açmıştır bu durum.

Dilbilimci Doktor Louise Banks(Amy Adams), haberleri pek umursamaz ve amfisine ders vermeye gittiği zaman derslerin iptal olduğunu öğrenir. Sonrasında haber kanallarından birini açar ve bu can sıkıcı olayın detaylarını inceler. Halk tüm olaylardan dolayı büyük bir paniğe esir olmuştur. Ertesi gün Louise hiçbir şey olmamışcasına üniversiteye ders vermeye gider lakin amfi bomboştur. Odasına gidip dinlenme kararı alır. Kısa süre sonra Amerikan ordusundan bir görevli asker gelip uzaylı istilasına dair ses kayıtlarını dinletir ve Louise işin ciddiyetini o zaman anlar.

Sonrasında, ordunun gönderdiği asker Louise'i üstün yetenekleriyle bu dili çözmesi ve uzlaşma yapabilmesi amacıyla göreve alır. Bu görevde Louise'e bir matematikçi olan Ian Donnelly de eşlik edecek. Amerika'daki filonun içine girip uzaylılarla iletişim kuracak ve neden dünyaya geldiklerini soracaklar.

Şimdi eleştirmeye başlayalım.

Dikkat, Dikkat!
Yazının bundan sonraki kısmı bol miktarda spoiler içermektedir.



Acaba tehlikeli olan İnsanoğlu mu yoksa uzaylılar mı?

Uzaylılar korkutucu olabilir, dünyaya zarar verebilirler, bizden daha zeki olabilirler, teknolojileri bizi tarihe gömmeye yetebilir..

Yıllardır bunları düşündük uzaylılar hakkında, tabii eğer varlarsa.

Peki ya tam tersiyse?
Uzaylılardan daha çok zararlı olan biz isek? Ya onlar bizden zarar görseydi?
Ya teknolojileri ya da onu da bırak iletişimleri bizde mevcut olandan daha kısıtlıysa?



116 dakikalık bu serüvende film sizi bu düşüncelere esir ediyor.

Filmi 116 dakika boyunca sizi bir şekilde muhakkak içine çekiyor. Bu türün tutkunu olmasanız dahi siz de kendinize dair bir şeyler buluyorsunuz.

Olay örgüsü aynı 21 Gram, Mulholland Çıkmazı ve Bulut Atlası filmleri gibi karışık. Hikayenin sonu çok gizemli bir şekilde filmin başında veriliyor yalnız bu ayrıntıyı filmin sonunu izleyene kadar anlayamıyorsunuz.

Filmin başından itibaren Louise aslında geleceğini görüyor. Lakin, yönetmen bizlerde öyle bir algı oluşturuyor ki tüm o gösterilenleri geçmiş olarak yorumluyoruz. Aslında öyle değil.

Louise'nin evliliğini ve kızını gördüğü tüm o sahneler gelecekten. Kızının adı Hannah. Tersten okunuşu da aynı. Filmde bu isimle filmin olay örgüsüne ufak bir dokundurma yapılmış aslında. O isim bir imge.

Zaman akışı filmde oldukça farklı anlayacağınız.

Sonunun kötü olacağını bile bile neden bir yolda inatla ilerler ki bir insan?




Louise geleceği görebiliyor. Bu gelecekte evleniyor, bir kız çocuğu dünyaya getiriyor, boşanıyor ve kızı hastalıktan dolayı hayata gözlerini yumuyor. Ian'ı kocası olarak görüyor geleceğinde, tüm yaşanacaklardan haberdar fakat yine de o karamsar geleceği yaşamaya kararlı. Yönetmen bu ayrıntıyı filmin son sahnesinde bir düğüm olarak bıraktı boğazımızda.

Son olarak:

Sezar'ın hakkı Sezar'a diyorum ve filmi çok çok beğendiğimi dile getirmeyi istiyorum. Film gerçekten de muazzam. Efektler olsun, konu olsun, oyunculuk olsun.

Sizleri de bu 116 dakikalık serüvene davet ediyorum.




2 yorum:

  1. spoiler var diye biraz ürkerek okusam da gerçekten güzel filme benziyoor. uzun zamandır da bilim kurgu izlemedim. IMDB de yüksek kapaktan etkilendim. güzel paylaşım için teşekkürler. sizi mimledim blogumda ayrıca. Sevigyle kalın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çook teşekkür ederiim :)
      hemencecik bakacağım :)

      Sil