3 Ağustos 2016 Çarşamba

Mulholland Çıkmazı / Mulholland Dr. (2001)



  Uzun zamandır üniversite araştırmaları nedeniyle yazı yazamadım ve çok büyük bir boşlukta hissettim kendimi... Hepinize merhaba :)


  Bu yıl üniversite sınavına hazırlandım ve bu süreçte bir çok film, dizi, anime ve de manga birikti haliyle... Haa bu arada :) Pek yakında anime ve manga değerlendirmelerine başlama gibi bir niyetim var. Şu tercihleri bi atlatabilsem bir de... O zaman efsane filmler ve benzeri bir çok şeyi beraber değerlendireceğiz :)

  100 taneye yakın filmden oluşan oldukça uzun bir film listem var. Film önerisi isteyenler sevdiği türü belirtmek suretiyle tek bir mail ile bana ulaşabilir :) Bunların hepsi kafa yoran cinsten filmler ve geniş bir zamanda izlemek gerek. İşinin hakkını vererekten muazzam ürünler çıkaran şahane yönetmenler var. Bence David Lynch bunlardan biridir. Kesin ve net. Adamın kimi filmini ikinci kez izlemeden kendimi aptal gibi hissediyorum...

 Bilmiyorum sizce de öyle midir ?



  Heh işte... Şimdi gelelim esas konuya... Yönetmenimiz David Lynch 2001 yapımı bu filmin hem senaristliğini hem yönetmenliğini üstlenmiş. Adamı bilen bilir yapımlarının yorumlanması oldukça güçtür. Kimi insan saçma bulur geçer ama asla... Eğer ki filmi izlediyseniz teoriler için yazının ilerleyen kısımlarını bekleyin ve de kemerlerinizi takın :)

Girizgah olarak konuya değinelim :)

  Laura Elena Harring(siyah saçlı kadın) Mulholld Çıkmazı'nda bir kaza geçirir ve arabada bulunanlardan tek sağ kalandır. Laura onu öldürmeye çalışan katillerden kaçarak Los Angeles'ta bir evde saklanır. Aynı zamanda bin bir umutla Kanada'dan Los Angeles'a ünlü bir oyuncu olma isteğiyle gelen Betty Elms (Naomi Watts) teyzesinin boşalttığı eve varınca Laura ile karşılaşır. Fakat Laura kendine dair hiç bir şeyi hatırlamamaktadır...

  Konu hakkında kısa bir bilgilendirmeden sonra biraz filmi değerlendirme ihtiyacı duymaktayım :) Film yavaş ilerlemesine karşın güzel ve de merak uyandıran bir içeriğe sahip. İki başrol kadın oyuncu da oldukça başarılı. Karmaşık bir olay örgüsü var. Yönetmen ana fikri asla size sunmuyor. Konuya açıklık getirmiyor. Film sizin anladığınız ve de yorumlayabildiğiniz kadar var ya da yok. Klasik David Lynch yapımı anlayacağınız... Kendisinin de belirttiği üzere insanların filmleri hakkında garip çıkarımlarda bulunması tecrübeli yönetmeni oldukça memnun ediyor. Filmin çekimi sırasında kamera açılarının olağandışı bir şekilde kullanılmış olması seyirciyi olayın içine çekerken aynı zamanda 'acaba'ları beraberinde getiriyor. Bu yüzdendir ki Lynch filmleri her zaman için büyük sükse yapmıştır. Filmde tamamlanmamış ve de beklenilmeyen bi çok geçiş var ve de çekimler alışılagelmişlikten ayrıca da tekdüzelikten uzak.

  Şimdi daha derine inme vakti :) (Karakterlerin karışmaması açısından parantez içlerine dikkat ediniz çünkü değerlendirmesi bir nebze zor olabilir :))

  Film birbirinden ayrı gibi görünen iki kısma sahip ve iki kısımda da dönemin mevcut Hollywood düzenini hicveden sahneler mevcut. Rita (siyah saçlı kadın) ve Betty'nin (sarışın) ön planda olduğu birinci kısım realistik bir pencereden ele alınmış ve de olaylar neredeyse olağan bir seyir halinde... Kullanılan ışık ve teknik karakterlerin güçlü olduklarına dair büyük bir vurgu...  İkinci kısıma gelirsek Diane (sarışın) ve Camilla (esmer) var. İşte tam da bu kısımlarda realizm ve realizme ait ögeler oldukça sönük. Diane'in kimi sahnesinde  bulunan loş ortam onun aslında zayıf ya da güçsüz bir kişiliğe sahip olduğunu vurguluyor.

  Lynch filmlerinde ara sahnelerde şehre panoramik bakışlara sık sık denk geliyoruz. Hatırlarsanız başka bir Lynch yapımı olan ve birlikte işlediğimiz 'Düşman' adlı filmde de bu şekilde ara sahneler vardı. Bu filmimizde ilk kısımda bu çekimden yararlanılmış. Fakat diğer kısımda ise bağlantı ses geçişleriyle gerçekleştirilmiş.

  Metaforları seven ve eserlerinde sık sık yer veren yönetmenimiz sevgili Lynch, bu yapımında tuhaf 3 metaforu bizlere sunuyor. İlki; aynı kişiler tarafından hayat verilen farklı karakterler, ikinci olarak rüyalar ve de son olarak Mavi Kutu...

  Filmde ses efektleri büyük bir izlenim bırakıyor. Birden fazla sahnede kullanılan gök gürültüsü efekti izleyiciye tedirgin edici bir hava sunmak için tasarlanmış. Filmde hem görsel hem de işitsel olarak sürrealizmin nirvanası yaşatılmış.

  Filmin ağır ilerleyen hali ilk başta biraz sıksa dahi sonrasında izleyici adeta hipnoz ederek etki altına alıyor ve de merak uyandırıyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor ve de karmaşık olay örgüsünde olanlara anlam verebilmek için kendinize bir durak aramaya koyuluyorsunuz.

  Bir filmin en uzun sahnesi final sahnesidir ve yapılan araştırmalara göre bir insanın ne kadar zaman geçse de bir filmi adından değil de çarpıcı final sahnesinden hatırlamasının daha muhtemel olacağını vurguluyor. Bu filmde final sahnesi epeyce uzun ve de 45 dakika sürüyor. Final sahnesi daha önceden belirttiğim iki bölümden biri olan ikinci bölümden meydana gelmekle birlikte izleyiciyi ters köşe eden bir üslupla oluşturulmuş hafif ütopik bir kurguya sahip. Uyandırdığı merak bakımdan yıllarca zihinlerden çıkmayacak olan kareler... Şaşırtıcı ve de pat diye sunulan değişimler filme adapte olmayı ilk izleyişte zorlaştırsa da biraz daha merak edenler için başvurulan sonraki seanslar tam bir acil çıkış niteliğinde diyebilirim :)

  Filmin büyük bir bölümü anladığım kadarıyla Diane'ın rüyasından kareler... Malumunuz gördüğümüz her rüya kesin gerçeklik içermez, saçma ve boş kısımları da vardır... Hatta kimisi tamamen saçmalıktan ibarettir. Eğer ki bu bakış açısıyla filme yaklaşacak olursak filmdeki anlaşılmazlıkların rüyadan kaynaklı olduğunu da düşünmek pek mümkün. Diane'ın en büyük hayali bir Hollywood starı olmak. Bu amaç için ona yardımcı olan Ruth teyzesi de ölmüş aslında... Hatta mirasını sarışın kızımıza bırakmış... Havaalanında ve son sahnede dikkatimizi çeken iki yaşlı karakter kızımızın iyi yanı temsil ediyor ve de onlar gerçekte olmayan karakterler. Hallisünasyonlar... Son sahnede Diane'ı o kadar korkutmalarının ve de üstüne gitmelerinin nedeni ise kızımızın birazcık iyi yanını köreltmiş olması... Diğer kötü yüzlü karanlık yaratığımsı ise kızımızın kötü yanı...

  Camilla(esmer) ise çıkarcının hilekarın teki. Amaca giden her yol mübahtır felsefesine boyun eğmiş acımasız bir kötü karakter. Diane ile bir ilişkisi var ve Diane bu hilekarı çok seviyor. Bob Brooker'ın filminde başrolü kapmak amacıyla sıkı çalışan Diane rolü filmin yönetmenini tavlaması nedeniyle Camilla'ya kaptırıyor.

MAVİ ANAHTAR

  'Mavi anahtar da nesi?' dimi ama... O da ne harbiden. Öylesine gizemli ve anlaşılması güç ki insanı çıldırtacak cinsten. Fakat izleyince şöyle düşünmeden edemedim. MAvi anahtar beraberinde ölümü getiren bir imge. Onu üçgen şeklinde ya da normal boyutlarda bir anahtar olarak gördük. Anahtar Pandora'nın kutusunu açıyor. Yani kötülüğü... Filmdeki vurgulara çok dikkat edin. Diane'ın Camilla'yı öldürtmek için tuttuğu adam iş bitince Mavi anahtarın Diane'a ulaşacağını söylüyor. Yani anahtar eşittir ölüm diyebilirim.



GİZEMLİ KOVBOY

  Filmi izlerken aklınıza 'bu kovboy ne ayak abi?' tarzında bir düşünce geldi mi gelmedi mi bilinmez ama açıklamakta yarar var.. Kovboy Lynch'in filmde bıraktığı kırılma noktası... İzleyicinin kalitesini bir nebze test etmek için bırakmış onu kıyıda köşede... Kovboy, Adam ile konuşuyor ve sonrasında işini iyi yaparsan beni bir kere, eğer ki kötü yaparsan beni iki kere göreceksin diyor. Fakat Kovboy'u Adam hiç göremiyor. Lakin biz 2 kere görüyoruz. Mesajı çaktınız değil mi? Yani yönetmen şunu dile getiriyor gibi: siz izleyenler, işinizi kötü yaptınız...

  Dur dur şimdi asıl meseleye bak ki iki kereden biri reel diğeri rüya... Yatak odasında rüya karakteri olarak canlanan Kovboy, ikinci seferinde partideyken kendinin Kovboy olduğundan habersiz bir şekilde sadece parti konuklarından biri...

  Yönetmen kendini filme Kovboy karakterinde bir imge olaraktan yerleştirmiş. Seyirciye vereceği düşünceyi Kovboy'a yüklüyor ve o şekilde ulaştırıyor. David ufak bir akıl oyunu yüklemiş ve filmde bir şey soruluyor. ''Bir at arabasını sence kaç kişi kullanabilir.'' Cevap spontane bir şekilde ''bir.'' olarak veriliyor. Fakat bir at arabasını yalnız bir kişi kullanmak zorunda mıdır ? Dahası da mümkün değil mi ? Buradaki at arabası film ve de kullanan kişi ise yönetmen yani David Lynch. Lynch diyor ki gel aklını kullan, dikkatli izle, akıllıca çözümle ve de ikinci yönetmen de sen ol. Sen de bu filmin bir elemanısın...

Son olarak...

 Ben filmi çok beğendim. İlk olarak başlarda anlayamadım ve bu benim moralimi bir nebze bozdu... Fakat sonradan imgeleri, metaforları ve de diyalogları iyice değerlendirdikten sonra bi yere dek düşünce çorap söküğü misali geldi. Size de kelimelerimin yettiği kadarıyla anladığımı anlatmaya ve yorumlamaya çalıştım. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Sağlıcakla kalın :)

Fragmanda şuracıkta kalsın :)






2 yorum:

  1. Okumadım tam izleyip yeniden yorum atıcam. Tavsiye için tşk admincim <3 anime ve webtoon önerisi istiyorumm

    YanıtlaSil
  2. Beynim yandi... sen bu zekayla hepimizi gomersin bu nasil bi analizdir üstad....

    YanıtlaSil